1. Hiç bir Taraf Devlet, bir kimsenin diğer bir Devlette işkence tehlikesine maruz kalacağına inanmak için esaslı sebeplerin bulunması halinde, bu kimseyi sınır dışı edemez, geri gönderemez veya iade edemez.
2. Yetkili makamlar bu tür bir sebebin bulunup bulunmadığına karar vermek amacıyla, söz konusu Devlette insan haklarının ağır, açık veya kitlesel bir tarzda ihlalinin bulunup bulunmadığı da dahil, mümkün olduğu kadar her türlü hal ve şartı dikkate alırlar.”
İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi
İspanya bugün Çeçen sığınmacı Murat Gasayev’i Rusya’ya teslim etti.
Murat Gasayev şu an Rusya’da ve artık, adalete, insani değerlere inanan bizler için hiçbir zaman istatistikî rakamlar haline gelmeyecek olan binlerce kayıp kardeşimizden biri olmaya aday.
Yüz kızartıcı bir kurnazlıkla bu satırların yazıldığı 31 Aralık gününde, yani insanların yılbaşının aldatıcı coşkusuna, ekranların, gazete sayfalarının sefahate boğulduğu bir zamana denk getirilen iade işlemi, sürecin geniş bir coğrafyada işlemeye devam ettiğini gösteriyor. Öyle ki, Azerbaycan hükümeti de benzer durumda olan Yusup Nagayev’i Rusya’ya teslim edeceğini açıkladı. Üstelik Nagayev’in kendisine bir koruma sağlayacağı düşünülen BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Bakü Temsilciliği’nin verdiği mültecilik statüsü de geri alındı. Azerbaycan’ın zaten Rusya’ya iadeden suçlu olduğu da düşünülürse sonunun Gasayev’den farklı olması için umutlanmak çok zor.
Tüm bunlara rağmen Mairbek Taramov yılgınlıktan uzak ve kulak verilmesi gereken bir çağrıda bulunuyor:
“Bizler açıkça ilan ediyoruz ki, faaliyetlerimize daha fazla insan hakları savunucusu ve uluslar arası örgütü dahil ederek onları usandıracağız. Görülen o ki, İspanya yönetimi, İspanya’yı insanların özellikle Çeçen mültecilerin kaçırıldığı ve ticaretinin yapıldığı Azerbaycan ile aynı kefeye koyan bu suçtan ötürü pişman olacak.”
Murat Gasayev (32)
Yusup Nagayev (40)
İmran Abdülazimov (51)
Daha önce Azerbaycan’da Çeçen mülteci ve sığınmacılardan 27 tanesinin kaçırıldığı ve Çeçenistan’daki Samaşki yakınlarında parçalanmış olarak bulunduğu haberini hatırladığımızda bu ülkenin atmosferi hakkındaki tespitlere katılmamak elde değil.
Şimdi ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de bu cinayetlere ortak olma isteğini gösteriyor. Çeçen sığınmacı İmran Abdülazimov hiçbir gerekçe belirtilmeden apar topar evinden alınarak Rusya’ya doğru sınır dışı edilmek istendi. Anlaşılan benzer karakterleri yurtdışında suikastler sonucu devre dışı bırakma seçeneğini hala masada tutan Rusya’nın infazlar konusundaki istiap haddi dolmuş durumda.
Çeçenistan İçkerya Cumhuriyeti Türkiye Fahri Konsolosluğu’nca yürütülen görüşmeler hakkında edindiğimiz bilgilerden ise hepimizin televizyon ekranlarından izlediği ve üzerine söylenecek söz bulunmayan sahnelerden sonra kamuoyundaki gün geçtikçe büyüyen tepkinin ilgili makamlara ulaştığını anlayabiliyoruz. Fakat havaalanındaki direnişi ve pasaportunu yırtması sonucu bu iade girişimini sonuçsuz bırakan Abdülazimov’un kaderi hala belirsiz. Sınır dışı kararını alan İçişleri Bakanlığı’ndan herhangi bir resmi açıklamanın yapılmamış olması, Rusya’ya gönderilmeyeceği yönündeki duyumların kaygılarımızı gidermesini engelliyor ve sürecin devam ettiğini gösteriyor. Umuyoruz ki Uvais Abdullayev’in 2006 yılındaki iade kararının iptali gibi bu süreç de hakkaniyete uygun biçimde sonuçlanır.
Eğer suçluysa da adil yargılanma hakkı olan İmran Abdülazimov Rusya’ya iade edilirse 14 yıllık işgalin kurbanlarından biri olacak. Bundan hiç şüphe yok. İnsanlığın dünya üzerindeki kara deliklerinden biri olan o toprakların şahitliği ortadadır. Yirmi birinci yüzyılın toplama kamplarına, ölüm vagonlarına ev sahipliği yapan Rusya, kendisine teslim edilenlere, daha önce iade edilip şu anda akıbetleri meçhul olanlara sunduğu gibi kimsesiz bir çukur sunacaktır.
Orada adalet yok ve Rusya bunu tekrar tekrar ispat etmek istermiş gibi en son aldığı kararla daha önce verdiği göstermelik cezayı da fazla bularak 18 yaşındaki Çeçen kızı Ella Kungayeva’ya tecavüz edip öldüren Rus Albay Yuri Budanov’u mahkûmiyetini tamamlamadan tahliye etti. Ella’nın kaderi bu vahşetin simgesel olaylarından biriydi, davasının sonu ise bir tiranlığın gerçek yüzünü kör gözlere tekrar gösterdi. Oraya teslim edilecek her kurban bu zorbalığın ellerinden kendini kurtaramayacak.
Roza Kungayeva
Rus Albayı Yuri Budanov
Bizim istediğimiz, adaletten fazlası değil. Bizim istediğimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin de 1988’de onayladığı Birleşmiş Milletler sözleşmesinin gereklerinin dikkate alınmasıdır. Bizim istediğimiz, bu sözleşmenin iadelerle ilgili olan üçüncü maddesinin konuya zemin olması ve insanlık değerlerinin ön plana alınarak bu dünyanın daha fazla yaşanmaz bir hale getirilmemesidir. İşte tam da bu sebeple Mairbek Taramov’un sözleri tüm vicdan sahibi insanların kulaklarında yankılanmalı ve bu haklı öfke muhataplarına ulaşmalıdır.
Kardeşlerimizi teslim edenler sanmasınlar ki ölüme yollananlar unutulacaktır. Biz onların isimlerini, yüzlerini, hikâyelerini unutmayacak ve unutturmayacağız. Nisyanla malul kılınmak istenenler, hatıralarına yenilerini eklemeyi ve bunları yeni kuşaklara taşımasını bilecektir.
Atrışba Murat Bolat
Not: Son aldığımız habere göre 2 Ocak günü İmran Abdülazimov’un Rusya’ya iade kararı geri çekilmiş olup herhangi bir ülkeye de sınır dışı edilmemiş, serbest bırakılmıştır. Kamuoyunun hassasiyetlerini de dikkate alarak bir cinayetin önüne geçen ilgili makamlara teşekkür ediyoruz.
[ Yazar : Atrışba Murat Bolat | Okunma : 1227 | Tarih: 04.01.2009 ]
Kafkasonline Sohbet Odaları Tekrar Açılmasını İstermiydiniz ?
İyiki Doğdunuz
İstatistikler
Üyeler Son üyemiz : berzeg_cuneyt Bugün : 1 Dün : 0 Onay bekleyen : 0 Engelliler : 0 Kayıtlı üye : 5115 Aktif Üyeler Sitede aktif Üye : 0 Misafir : 19 Toplam : 19 Rekor : 191 kişi 20.05.2011 IP No : 38.107.179.216Site sayacı Bugün Tekil : 48 Bugün Çoğul : 48 Bugün Toplam : 96 ---------------- Dün Tekil : 56 Dün Çoğul : 56 Dün Toplam : 112 ---------------- Genel Tekil : 259039 Genel Çoğul : 277175 Genel Toplam : 536214