Aan: “Ardıçtaki, geliş yerindeki” anlamlarına gelir.
Abaş: “savaşan, mücadele eden” anlamındadır.
Abat (Habat?): Anlamsızdır. Bu ailenin bir kolu da Adige’lerdedir. Türkiye’deki Abant gölüne “Abat Ykuara” (Abat deresi) derler. Burada barınan Abatlı eşkiyanın bu adından kaldığını ve zamanla Türkçede Abant diye söylendiğini bildirirler. Orada öldürülen eşkıya Abatın kesilen kafasını jandarmadan teslim alarak gömüleceği köye götüren hanımının yolda söylediği ağıtlarını da şarkı ile anlatırlar. Ferah Ali Paşa’nın teslim aldığı silahları ve mühimmatı Kuzey Kafkasya’daki Hacılar kalesine götürürken kafile başkanı olan Abaza gencin baskıncı Abazalara meydan okurken bağıra bağıra söylediklerini ve Abazaca “Ben Abatoğluyum… Paşa babamdan vazifeliyim.” Gibi sözlerle baskıncıları dağıttığını paşanın kâtibi Haşim Efendi yazar.
Abid: Osmanlıca erkek adı olan Âbid’dendir.
Abuk-Abug: “Koç tüylü” demektir. Abuk Ahmet Paşa bu ailedendir.
Adagua-Adago: “Sağır” manasındadır. Bu ailenin bir kolu da Ubıhlardadır.
Adleyba: Adley, “aşağı gelen komşu” anlamındadır. Şu anki Sohum belediye başkanı Astemur Adleyba bu ailedendir. Adapazarılı şairler Kemal Adleyba ve Cihat adleyba da bu ailedendir.
Agırba: “Sahil halkı” demektir. Abhazya Parlamentosu Başkan Yardımcısı Tarihçi İrina Agırba, ressam Ruslan Agırba bu ailedendir.
Agumaa: “en yürekli” anlamındadır. Abhazyalı ünlü tarihçi Guram Gumba bu ailedendir.
Aguhuwa: “kalbe gıda kişi” anlamındadır.
Ağa-yağı: körük ve düşman” anlamındadır. Aşuva Abhazlarında bir ailedir.
Ahü: “En geri” anlamındadır.
Aka-Akı: “En tutulan” anlamındadır.
Akutsia: “Didikler dişli” anlamındadır.
Alanıya: Alan halkından demektir.
Alaw: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Alay: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Albat: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Aldız: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Alkin: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Almas: “Elmas” demektir.
Alsvın: “Kızılağaç yanındaki” anlamındadır.
Altaç-ipa: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Amaba: “En hâkim” anlamındadır.
Amıçba: “üzeri çatlak, çatlak derili” anlamındadır. Bu ailenin bir kolu da Ubıhlardadır. Tarihçi Yazar Gerg Amıcba, Almanya’nın Abhazya temsilcisi Khibla Amıcba bu ailedendir. Bir portre: Hasan Amca, gazeteci ve yazardır. Vubıhların Amç’a sülalesindendir. 1884’de doğdu. Fatih rüştiyesini kuleli Askeri lisesini bitirdi.Harbokulu ve askeri tıbbiyeye gitti ama 3. Sınıfta sağlık nedenleriyle bıraktı.İttihat ve terakki Partisine katıldı. İhtilal hareketlerine katıldı. Prens Sebahattin Kozba’nın “Adem-i Merkeziyet görüşünü benimsedi. 1912’de “Halaskarlar Grubu”na katılarak bir hükümet darbesi girişiminden tutuklandı. Suriye’de “Ermeni Muhacirin Müfettişi” olarak görevlendirildi. Bu görevi sırasında kendi bölgesinde Ermeni halkının kıyama uğramaması için içtenlikle gayret gösterdi (1915). Kurtuluş savaşı sırasında Türkiye’yi terk ederek uzun yıllar Yunanistan ve Bulgaristan’da yaşadı. 1950’lerin başında Türkiye’ye döndüğünde dünya gazetesinde çalıştı. Babıâli’nin herkesçe tanınan ve sevilen Hasan Amca’sı oldu. 1961’de İstanbul’da yokluk içinde öldü. Nizamiye Kapısı, Doğmayan Hürriyet, Yarıda Kalan İhtilal gibi kitapları vardır.
Ampar: Üzerinden kopmuş demektir.
andı: “Anasından ayrılmayan” demektir.
andırbıwa: “Yüzeydekini gösteren kişi, yazı bilen kişi” anlamlarındadır.
Anıya: “Yazılı” demektir.
Ankuab: “Yazılı olanları gören” anlamındadır. Şimdiki Abhazya başbakanı Aleksandr Ankuab bu ailedendir. Bir Portre: Gunda Ankuab (1973-…) Birinci baskısı 2007'de yapılan "Türkçe-Abazaca Konuşma Kılavuzu ve Sözlük" adlı eserin yazarıdır. 1973 yılında Abhazya'nın başkenti Sohum'da doğdu. Yazar ve şair Vladimir Ankuab ile filoloji doçenti Lüdmila Hibba'nın kızıdır. Abhazya devlet üniversitesi ekonomi bölümünden mezun oldu. Abhazya savaşının bitiminde Abhazya'da yapılan ilk güzellik yarışmasında Abhazya güzellik kraliçesi seçildi. 1996 yılında evlenerek Türkiye’ye yerleşti. Kocası İzmit derneğinin emektarlarından Sami Korkut’tur. Halen İzmit’te yaşayan Ankuab, İzmit derneğinde Abhazca kursu hocalığı yapıyor.
Anş-ba: “Kızgın analı” demektir.
Anxua: “yardımsever anneli” demektir.
Apıshüwa: “Dönen Abaza” anlamındadır.
Apsa: “Değerli” anlamındadır.
Apşis: “Sarı tüylü” anlamındadır.
Apug-ipa: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Arasiya: “Araslı”, “fındıklı” anlamlarındadır.
Arcaliya: “Arcallı” demektir. Arcal ata adıdır.
Argun: “Vekilharç” demektir.
Arıd-ba: “Ordu yanındaki, ceviz ağacı yanındaki” anlamlarına gelir. Eski Abhazya’nın şimdiki Soçi’nin şimdiki adıyla Adler bölgesinin beyleri bu aileydi. Yönetim merkezlerine kendi adları takılarak Osmanlıca Arıdlar denmiştir. Arıdlar zamanla Adler’e dönüşmüştür. Evliya Çelebinin seyahatnamesinde geçer. İngiliz yazar J.S. Bell bu aileden Ali Bey hakkında şöyle yazar: “ Kambi, Talma, Keei Ünlü hatipler) bile Adler prensi Ali bey’in o bölge adına kırk kişinin başında meclisin ortasında asılı duran Kuran’a yaklaşarak asil bir tavırla, yüksek bir ağırbaşlılıkla konuşma yapıp döndüğünü görselerdi hayret ederlerdi….” Yazar Aydın Arıt ve yazar Fikret Arıt bu ailedendir. Bir portre: Abhazların Arıdba ailesinden olan, Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde 3 ekim 1918 yılında doğan Fikret Arıt, Robert Kolej’in orta kısmını bitirdi. Banka memurluğu, kömür ticareti, film işlerinde çevirmenlik gibi çeşitli işler yaptıktan sonra basın alanına geçti. Bir süre gazetecilik yapan Arıt, daha sonra serbest yazar olarak çalıştı. Kalp yetmezliğinden 1987’de İstanbul’da öldü. İlk öyküsü Robert Kolej’in "İzlerimiz" adlı dergisinde çıkan Arıt, 1961 yılında yayımlanan "Hep Bu Topraklar için" adlı romanından sonra daha çok çocuk kitapları yazdı, çeviriler yaptı ve havacılık üzerine incelemeler kaleme aldı. "Güzel Yuana" adlı romanı, 1948’de "Damga" adıyla filme alındı.
Arın-ba: “ordu konaklı” anlamına gelir.
Arş-ba: “Kızgın ordulu” anlamına gelir. Abhazya Devlet Başkanı Yardımcısı Valeri Arşba bu ailedendir.
Arkuc: “Meşe üstündeki insanlar” anlamına gelir.
Aarlan: “Ordu içindeki” anlamına gelir.
Armazan: “Ordu malı yerden” anlamına gelir.
Arsalıya: “Arsallı” demektir. Arsal ata adıdır.
Arzın-ba: Bu aileye daha çok Azın, Adzın derler. “Hazan” demektir. Bir portre: Vladislav Ardzinba (d. 14 Mayıs 1945), Vladsilav Ardiznba Sovyetler Birliğinde, Gürcü SSR, Abhazya'nın Esher'a köyünde doğdu. Sohum Pedagojik Enstitüsü'nin tarih bölümünden mezun olduktan sonra Tiflis Üniversitesi'nde çalıştı. Daha sonra Yevgeniy Primakov'un altında eski Ortadoğu uygarlıklarda uzmanlaşmış olan Moskova'da onsekiz yıl boyunca çalıştı ve daha sonra Moskova'da doğulu çalışmaların enstitüsünde yönetici oldu. Sohum'a döndüğünde, Abaza Lisan Enstitüsü'nün yöneticisi olarak 1987'den 1989'a kadar görev yaptı. Eski Komünist Parti üyesi Abhaz politikacı ve devlet adamı. 1994 yılından 12 Şubat 2005 tarihine kadar Abhazya adlı de facto cumhuriyetin cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştır. Aynı zamanda Abhazya'nın ilk devlet başkanıdır. Yerini 12 Şubat 2005 tarihinde Sergei Bagapsh'a bırakmıştır. Vladislav Ardzinba Abhazya'ya bağımsızlık kazandıran bir lider olarak şimdiden Abhazya tarihi ve halkın hafızasında ayrıcalıklı bir yer edinmiştir.
Aslanzıya: “Aslanlı” demektir.
Aşu-ba/Aşba: Ailenin adının kökeni Aşuva Abhazlarından gelir. Bu aile Aşuva (Abazin) bölgesinden gelmedir. Abhazya Millet Meclisi Başkanı Nugzar Aşuba bu ailedendir.
Atey-ba: Anlamsızdır. Ata adıdır. Süvari General Selim Sabit Paşa bu ailedendir.
Awublaa: “Uzak görüşlü, basiretli” anlamındadır. Bu aile Abhazların kutsal ailesidir. Sınıflar üstü, hükümdarlar üstü saygıdeğer bir aile olarak anılır. İnsanüstü saygı gösterdiğiniz kişi için Abhazca’da “Awublaa’nın oğlu imişçesine ona saygı gösterdin.” Derler. Bu ailenin çocukları doğduğunda bir süre toprağa bastırılmaz. Ancak bir duacının merasimiyle toprağa bastırılır.
Ayüdz-ba: “Mürekkepli” anlamındadır.
Azagu-ipa: “adalı” demektir.
B Baalaw: “inen uzun” anlamındadır.
Babal: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Babaşiya: “Babaşlı” anlamındadır.
Bebiya: “ayva bulan” anlamındadır.
Babuwa: “Babulu” demektir. Babu-Babuw erkek adıdır.
Badid: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Bediya: “Badılı” demektir. Görenin yanındaki anlamına gelir.
Bagapş: “Kızıl” çakal anlamına gelir. Türkiyeli ünlü müzisyen Fehmi Bagapş ve şimdiki Abhazya devlet Başkanı Sergei Bagapş bu ailedendir. Bir portre: Sergey Bagapş 4 Mart 1949'da doğdu. Sohum Devlet Subtropik Ürünler Enstütüsü Ziraat Bölümü'nü bitirdi.1982 yılında Oçamçıra Bölge valisi oldu. 1992 – 1993 yıllarında Abhazya Parlamentosu'nda milletvekilliği ve Başbakan Yardımcılığı yaptı. 1999 – 2000 yıllar arasında Başbakanlık yaptı. 2000 yılından itibaren Devlet Karadeniz Enerjileri Genel Direktörlüğü görevini yürüttü. 3 Ekim tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Amtsahara, Birleşik Abhazya ve Aytayra siyasi hareketleri tarafından desteklenen Bagapş ilk turda yüzde ellinin üzerinde oy alarak Abhazya'nın ikinci cumhurbaşkanı oldu. Evli olan olan Sergey Bagapş, biri kız, biri erkek iki çocuk babasıdır.
Bagasa: “Küçük çakal” anlamına gelir.
Bagatalıya: “Çakal yuvalı” demektir.
Bagrat: Bu ailenin birer kolu Ermenistan’da, gürcistan’da, Abhazya’da krallık yapmıştır. İsrail kökenlidir. Abhaz Bagratlarına “Şah-ı Şah” (Şahlar şahı) denmiştir. Şaşa,Şaş, Çaça, Çaçe değişik söylenişleridir.
Bağ-ba: Anlamsızdır. Ata adıdır. Abhazya şehidi Bahadır Abağba bu ailedendir. Bir portre: Abağba Bahadır, 1967 senesinde Eskişehir’de doğdu. Efkan, Vedat ve Zafer gibi Türkiye’den giden ilk grupta olan Bahadır, savaşta büyük başarılar gösterdi. Fedakarlığı ve cesaretiyle büyük saygı duyulan bir isimdi. Kozba Vedat’ın şehit düştüğü çarpışmada çok ağır yaralanan şehidimiz, aylarca tedavi gördü ve 20 Eylül 1993’de Sohum’a düzenlenen son saldırıda şehit düştü. “Bazukacı” lakaplı Abağba Bahadır’ın mezarı Gudauta’dadır.
Bağırkan-ipa: Anlamsızdır. Ata adıdır. Osmanlıların son ünlü devlet adamı Enver paşanın hanımının annesi bu ailedendi.
Baeğ: Kuaza ailesinin bir koludur. Anlamsızdır. Ata adıdır. Bu aileden iyi hatipler, şarkıcılar, çalgı aleti çalanlar ve iyi dans edenler çok yetişmiştir.
Bakutiya: “Tavuk bulan” anlamındadır.
Bambat: Anlamsızdır. Ata adıdır. Aşuva ailesidir.
Baniya: “Görünen yerdeki” anlamındadır.
Barakua: “Görünüşü sert” anlamındadır.
Baramiya: “Görüşlü” anlamındadır.
Baras: Anlamsızdır. Ata adıdır. Bu aileden Lamşux (Lamşuh) adlı bay barıştırıcı hatipliğiyle anılır.
Barçın: “İnsanları bulup doyuran yerden” anlamındadır. Bu aileden Hakuç adlı kişi, at dışkısı getiren ve bir dehlizden geçip akan ve at dışkısını nerden getirdiği halkça bilinmeyen bir akarsuyun sırlarının öğrenmek istemiş; yanına gözü pek birkaç yiğit ile çekiç, küskü, balta, mum, yiyecek gibi şeyler alarak akarsuyun içindeki dehlizden geçerek uzun bir yolculuk yapmış. Yolculuğun sonunda Abritskil ve Araş’ın (atının) bağlı olduğu Çılov mağarasına varmış. Orada Abritkil ile tanışarak konuşmuş ve aynı yoldan geri dönmüş.
Barganciya: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Bartsıs: “Ordunun peşinde giden” anlamındadır. İsmail Ziya Bersis bu ailedendir. Bir Portre: İsmail Ziya Bersis Abhaz kökenli asker, politikacı ve gazeteci. 1884 yılında Sapanca'da doğdu. Osmanlı-Rus Savaşı sonunda (1878) Sohum’dan Anadolu’ya göçeden Habib Bey'in oğludur. Öğrenimini İstanbul'da yaptıktan sonra 1903 yılında Harbokulu'nu teğmen olarak bitirdi. Selanik Redif Taburu’na atandı. 1906'da üsteğmen oldu. 1907'de Siroz, Görice Nişancı Taburuna, 1909'da yüzbaşı olarak Bağdat Jandarma Mektebi öğretmenliğine atandı. 1910 Ağustosu'nda Kerkük Jandarma Komutanlığına atanan Bersis, bu görevindeki başarısıyla Bağdat Valisi Berzeg Nazım Paşa'nın takdirini kazandı. 1913 yılında İstanbul'a dönerek Balkan Savaşı'na katıldı ve Harbiye Nazırı olan Berzeg Nazım Paşa’nın yaverliğini yaptı. Mayıs 1914'de İzmit milletvekili seçildiyse de Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine milis komutanı olarak tekrar orduya katıldı. "Teşkilat-ı Mahsusa" üyesi olarak Süleyman Askeri Bey'le birlikte Irak cephesinde görev yaptı. Musul ve Kerkük'de savaştı. Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra sivil yaşama dönerek gazeteciliğe atılan İsmail Ziya Bersis, birçok gazetede yazı yazdı. Türk Kurtuluş Savaşı'na destek verdi. "Misak-ı milli" ilkelerini "galip devletlere" tanıtmayı misyon edinen bir grubun üyesi olarak çalışmalarda bulundu. Bu amaçla eski elçilerden Galip Kemali'nin (Söylemezoğlu) çağrısı üzerine 16-21 Ocak 1921'de Roma'daki Boston Oteli'nde 13 kişinin katılımıyla düzenlenen ve "misak-ı milli" ilkelerini galip devletlere tanıtarak, İtalya Dışişleri Bakanı Kont Sforza aracılığıyla barış konferansına sunmayı amaçlayan "Roma Türk Ricali Kongresi"nde yer aldı. 1950 yılında İstanbul'da Kafkas Kültür Derneği'nin kurucu ve aktif çalışanları arasında yer aldı. Bu derneğin gayriresmi organı olarak yayınlanan “Kafkas Dergisi"nin sahipliği ve başyazarlığı görevlerini üstlendi (Ocak-Aralık 1953). Bu dergi 30 yılı aşkın bir baskı döneminden sonra Çerkesler ile ilgili olarak yayınlanabilen ilk dergi olması bakımından önem taşıyordu. Bersis'in ölümü üzerine adı değiştirilerek bir yıI da "Kafkas Mecmuası" adıyla yayınlandı. İsmail Ziya Bersis, son yıllarında İstanbul'da sahibi ve başyazarı bulunduğu "İstanbul Postası" gazetesinin yayınını da sürdürüyordu. 31 Aralık 1953'de akrabalarını ziyaret için gittiği Ankara’da öldü.
Brıskil: “Yalpa gidişli Kil” anlamındadır. Kil ata adıdır.
Barzaniya: Bizanslı anlamındadır.
Bırzıwa-Barzuwa: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Basariya: Basar soyu demektir. Simon Basariya bu ailedendir. Bir Portre: Abhazya’nın ilk kültür emekçilerinden biri, Osmanlı Devletinde yaşamasına karşın Abhazya ile sıkı ilişkiler kurmuş bir aydın olan Simon Basaria’dır. Muhacirlik konusunda Bolşevik devrimi öncesinde yayınlanmış “Türkiye’deki Kafkas Dağlıları” , “Abdülhamit’in Annesi”, “Ubıh ve Sadzlar-Kaybolmuş Halklar” adlı makaleleri halen önemini korumaktadır. 1918 yılında Abhazya’yı işgal eden Gürcü Menşeviklerin kurduğu hükumet zamanında Kutol köyünün yakılması olayında hayatını kaybeden Simon Basarya, 1912 yılında Türkiye’de yaşarken önde gelen Abhaz ve Adige aydınları için yüzlerce resim malzemesi toplayarak büyük bir hizmet gerçekleştirmiştir.
Başham-ba: “Zehir bulan” anlamındadır. Araplaşmış bir Tunuslu aile hala bu adı kullanır. Ünlü kişiler yetiştirmiştir. Tunuslu düşünür Ali Başhamba gibi.
Beygua: “Kızgın Bey” anlamındadır. 18 asrın ilk yarısında Rus tarafını tutup Abhaz krallığına darbe yapmaya kalkıştıklarından aslında “Beye kızgın” anlamında kullanılmıştır. Bu aileden 12 kişi başlarında Beygua Mamagul olarak Abhaz krallığını basarak bir hükümet darbesi yapmaya kalkışmış başarılı olamayarak tutuklanıp Batumda hapse atılmıştır.Diğerleri Megrelya’ya ve Kabardey’e kaçmışlardır. Zamanlada asimile olmuşlardır. Kabardeylerdeki Beyko ailesi bunların torunlarıdır. Ünlü (rahmetli) Abhazolog Ömer BÜYÜKA ve spor yorumcusu Şansal BÜYÜKA bu ailedendir.
Bgan-ba (Abgınba): “Yıkık yerden” anlamındadır. Türkiye’de Karasu’nun Kobaşlar Köyünün tamamı bu aileden oluşur. Bu aileden bir portre: “Albay Rüştü Kobaş Abgınba: 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonucunda sürgün edilen Abhazlardandır . Adapazarı- karasu "Kobaşlar (Bganaa)" köyünün kurucuları olan "Abgınba" sülalesindendir. 1899 yılında harbokulu'nu bitirdikten sonra, 1906'da Düzce’ye atanır. Aynı yıl, jandarma örgütüne geçerek düzce jandarma bölük komutanlığı görevine getirilir. Osmanlı’nın karizmasını yerle bir etmiş olan dünyaca ünlü Çakırcalı Mehmet Efe'yi (zamanında Çakırcalı'nın haberleri İngiliz, Fransız gazetelerinde baş sayfadan verilir.) yakalamakla görevlendirilir. Düzce-Adapazarı yöresindeki Abhazlardan oluşturduğu kırk kişilik gönüllü birliğiyle bu görevi başarıp Çakırcalı Efe'yi öldürerek ün kazanır. (Çakırcalı'nın on beş yıllık eşkıyalık yaşamında 1081 kişi öldürdüğü söyleniyor.) Yaşar Kemal'in yazdığı "Çakırcalı Efe" romanının "Çakırcalıyı biz öldürdük." adlı ikinci bölümünde Rüştü Kobaş'ın Çakırcalı Efe ile ilgili anılarına yer verilmektedir. Aslında Çakırcalı'yı çatışma sırasında kardeşi Osman Abgınba öldürmüştür. Çakırcalı efe azılı bir Çerkes ve Arnavut düşmanıdır. Romanda bu tafsilatlı bir şekilde anlatılmaktadır. Albay Rüştü Kobaş ve arkadaşlarının başarılı olmalarının en önemli sebeplerinden biri de, kendi aralarında konuşurken hep Abhazca konuşmuş olmalarıdır. Böylece Çakırcalı'yı takip ederken dışarıya hiç bilgi sızdırmazlar. daha sonra Rüştü Kobaş, Balkan Savaşı'nda Kafkas göçmenlerince oluşturulan gönüllü süvari birliklerinde komutanlık yapar.milli mücadele yıllarında Düzce-Hendek yöresinde, özellikle Kafkas göçmeni aAhazlar arasında oluşan ikinci ayaklanma hareketi sırasında (19 temmuz 1920), T.B.M.M. hükümeti tarafından bolu jandarma komutanlığına atanır. T.B.M.M. 'de İzmit milletvekili olan eski Adapazarı kaymakamı Fuat Carım ile birlikte yöredeki Kafkas göçmenlerinin ileri gelenleriyle bağlantı sağlayarak, bu halk hareketinin barış yoluyla ve kansız olarak sona erdirilmesinden etken olur (eylül 1920). Cumhuriyet devrinde de çeşitli görevlerde bulunduktan sonra albay rütbesinden emekliye ayrılır.”
Bgaç-Abgaç: “Beli meşe gibi güçlü-kalın” anlamındadır.
Bgazv: “Yırtık belli” anlamındadır.
Bıçı: Anlamsızdır. Ata adıdır. Bıç, Bıj veya Bıça da denir.
Abıda-abdaa: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Bıgı: kurt, çakalın değişik söylenişidir.
Bırcı-Abırcıba: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Bıtp-Bütba: Ata adıdır. “Gür saçlı” anlamındadır. Türkiye’de 1919’da Latin harfleriyle Abhaz alfabesinin yapan “Kafkasya Hatıraları” adlı kitabı bulunan Mustafa BÜTBA ve Seka genel müdürlüğünü uzun süre yapan Aziz GÜMÜŞ de bu ailedendir. Bir portre: (Bütba) Mustafa Bütbay: (1864) Kafkasya'nın Tsabal yöresinden Balkanlar'a ve Osmanlı-Rus Savaşı (1877-78) sonrasında da ikinci kez Anadolu'ya göç etmek zorunda kalan Butba adlı bir ailedendir. Babasının adı Şahan'dır. Eskişehir'in Ağapınar köyünde doğdu. Öğretmenlik görevlerinde bulundu. İstanbul'da Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) ve Darüşşafaka Lisesi'nde öğretmenlik, sonradan "Çerkes Kız Mektebi" haline getirilen Beşiktaş Kız Terakki Mektebi'nde müdürlük yaptı. "Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti" ve "Şimali Kafkas Cemiyeti"nin çalışmalarına katıldı. Yusuf İzzet Paşa'nın başkanlığında oluşturulan alfabe komisyonunda görev alarak Latin esaslı Abhaz alfabesinin oluşturulmasında rol oynadı (1919). Bu derneklerin girişimi ve Osmanlı Hükümeti'nin onayıyla oluşturulan bir kurula katılarak İsmail Hakkı Berkok, Aziz Meker ve diğer arkadaşlarıyla birlikte Kuzey Kafkasya'ya gitti (1920). Dağıstan, Çeçenistan ve Abhazya'da bulundu. (Bu görev gezisiyle ilgili anılarının bir kısmı ölümünden sonra yayınlanmıştır.) Türkiye'ye döndükten sonra da çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. Abhaz folklorunu derlemek üzere Kafkasya'dan Türkiye'ye gelen Viktor Y. Kukba'nın çalışmalarına yardımcı oldu (1927). Bu bakımdan Abhazya'da da tanınan bir kişidir. 1946 yılında öldü. Basılmış eserleri: "Çerkes Elifba Apsışola" (Abhazca Çerkes Alfabesi, Şimali Kafkas Cemiyeti Yayını, İstanbul 1919), "Kafkasya Hatıraları" (Türk Tarih Kurumu Yayını, Ankara 1990).
Bıya: “Görünen” anlamındadır.
Bjaniya: “Anne kucağında yatan” anlamındadır.
Biberd: Atınordu dilindeki bay Berdi’den geçmiştir. Abazin boyudur.
Bijnow: “Uzun sesli” anlamına gelir. Türkiye’de bu aileden Muhlis Paşa ve oğulları Âgah, Hurşit, Şevket, Halis Beyler gibi askerler ve idareciler çıkmıştır. Muhlis Sabahattin Ezgi ve kardeşi Neveser Kökdeş gibi ünlü bestekârlar, 1932 Türkiye’nin ilk dünya güzeli seçilen Keriman Halis ECE de bu ailedendir. Bu aileden Ubıhlarda da vardır. Br portre: Muhlis SABAHATTİN (1889-1947) Muhlis Sabahattin Ezgi, 1890 yılında Adana'da sürgünde doğar. Sürgünün nedeni, Abdülaziz'in başmabeyincisi olan babası Hurşit Bey'in, Abdülhamit'in tahta çıkmasıyla İstanbul'dan uzaklaştırılmasıdır. Çocukluğu Drama ve Selanik'te geçen Muhlis Sabahattin, eğitimini Galatasaray Lisesi'nde tamamlar. Evdeki sazlı sözlü sohbetlerde kulağına dolan alaturka müziğin yanına, okul yıllarında piyano hocasının katkısıyla alafranga müzik kültürünü de ekler. Böylece o yıllarda Batı müziğine ilgi duymaya başlar. "Muhlis'in Çocukları" adıyla kurduğu operet topluluğu, 1930'lu yıllarda büyük başarı kazanır. Bir süre sonra "Süreyya Opereti" adını alan bu topluluk, Kadıköy'deki meşhur Süreyya Paşa Tiyatrosu'nda temsillerini sürdürür. Ayşe, Asaletmaap, Gülfatma, Monbey gibi birbiri ardına sıralanan operetlerin kadrosunda ; Suzan Lûtfullah, Lûtfullah Sururi, Celal Sururi, Muammer Karaca, Toto Karaca, Avni Dilligil, Ömer Aydın ve orkestrada Muhittin Sadak gibi, Türk operet tarihinin en değerli isimleri bulunmaktadır. Operetlerin kazandıkları başarılar üzerine, Sahibinin Sesi ve Columbia şirketleri üst üste plaklarını yayınlar. Özellikle "Ayşe" opereti, Suzan Lûtfullah adının duyularak sevilmesine, Muhlis Sabahattin'in "Operet Kralı" olarak kabul edilmesine ve "Muhlis'in Çocukları"nın halk arasında tanınmasına neden olur. 13 Şubat 1947 günü hayata gözlerini yumar.
Blab: “Uyanık” anlamına gelir. Blabırxua dağı bunların adını taşır.
Gamsaniya: “Gamsanalı” demektir. Gamsana ve Gamsaniya bayan adlarıydı. Bu isimli anılan bir anneden soyuna bu ad kalmıştır.
Gandıy: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Gartskiya: Bu aile ve adının anlamı hakkında inandırıcı bilgi bulamadık.
Geçba: Ata adındandır. Bu aile Abhazya’nın Hiltsis yönetim bölgesinin başındaydı. geç oğlu anlamına gelen, Evliya Çelebinin seyahatnamelerine konu olmuş bir ailedir.Vakti zamanında Geçrıpş bölgesinde yaşarlardı, büyük Rus savaşında gösterdikleri kahramanlıklarla anılırlar. Savaş kaybedildikten sonra, sürgünle beraber bir kısmı balkanlarda bugünkü Bulgaristan ve Yugoslavya taraflarına, bir kısmı ise Adapazarı’nın Kuzuluk köyüne göçmüştür. Balkanlara göçenlerin önemli bir bölümü daha sonra tekrar Ürdün’e göç etmiş olsalar bile hala balkanlarda bir elin parmağını geçmeyecek kadar Geçba vardır. Türkiye’de ve Ürdün’de de aynı şekilde sayıları diğer Abhaz ailelerine göre çok azdır. Yıldırım Gencer, Gündüz Yıldrımgeç bu ailedendir. Bir portre: Yıldırım Gencer Gerçek adı Gencer Yıldırımgeç (d. 1936 - Adapazarı, ö. 18 Ocak 2005 - Kuzuluk, Akyazı) Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. 1962 yılında sinemaya başlayan Gencer, 200'e yakın filmde rol almıştır. Türk sinemasında "kötü adam karakteri" rollerinde tanınan sanatçı, alçakgönüllülüğü ve kendine özgü gösterişli yürüyüşüyle, duruşuyla tanınırdı. Sinema ve dizi filmlerde rol almıştır. Yıldırım Gencer son zamanlarında yalnız yaşamaktaydı. Bir filminde yönetmenlik de yapan sanatçı, 69 yaşında kalp hastalığından yaşamını yitirdi. Türk sinemasının hain planlar yapan kötü adam rollerindeki başarısının yanı sıra, iyi ve güçlü adam rollerini de oynayan bir isimdir. Malkoçoğlu Krallara Karşı filminde Kazıklı Voyvoda Vlad, Kilink İstanbul’da ve Kilink Uçan Adama Karşı filmlerinde Kilink, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü filmlerinde Çelik, Kızıl Maske filminde Al Kapon Arif, Maskeli Şeytan filminde pilot, Canlı Hedef filminde Korsan Kemal, Gazi Kadın filminde Zeynep ve Ahmet’in peşine düşen prens İgor, Kara Murat Ölüm Emri filminde Meyhaneci Barbayanu kılığındaki Sinan Bey, Maceraya Bayılırım filminde Selim, Kin filminde Reşat, Bırakın Yaşayalım filminde Hamza, Kabadayı (dayı) filminde Ratasi, Kılıç Aslan filminde Antoine, Bir Araya Gelemeyiz filminde Gazinocu Behçet, Cemil filminde mafya şefi Vehbi Tok, Bodrum Hakimi filminde jandarma kumandanı Bülent, Ana Ocağı filminde Kamil Bey, Süpermen Dönüyor filminde metalleri altına çeviren kötü adam Ekrem, Bedel filminde Kemal'in şoför ağabeyi Mustafa, Güneş Doğarken filminde Davut'un ağabeyi Kara Mustafa, Beş Kafadar filminde kadın düşmanı Hasan Çavuş, Yıldızlar da Kayar filminde Sarı Davut, Kuzucuklarım filminde Savcı Yıldırım, Nazlı ile Emir filminde Nazlı'nın acımasız babası, Tatar Ramazan sürgünde filminde Kirmastılı, Yorgun Savaşçı adlı eserde Çerkez Ethem, Küçük Ağa dizisinde Çerkez Tevfik, Yarın Artık Bugündür dizisinde Yanıkhan belediye reisi, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu dizisinde Binbaşı Sami, Kuruluş dizisinde Kalanoz, Deniz Gurbetçileri dizisinde Ateşoğlu Murat Reis rollerini oynamıştır.
Gegiya: “Gegili” demektir.
Genkua-Genko: Yabancı kaynaklıdır. Aşuvalarda bir ailedendir. Prof A.N.Genko bu ailedendir. Gerzmaa: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Gerxeliya-Gerheliya: “Gerkhelli” demektir. Ata adıdır.
Gıdım: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Gırcın: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Gitsba: “Eksik dişli” demektir.
Gıygaa: “Kusurluyu kaçıran” anlamındadır.
Gildız: “Sallapati” anlamına gelir.
Grın: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Guabaçıya-Kobaçıya: Dağıstan’ın Kubaçi bölgesinden Abhazya’ya gelip yerleşmiş Abhazlaşmış bir ailedir.
Guac-Godj: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Gogen: Ata adıdır. Bir kolu da Adigelerdedir.
Guagıya: “Küskünce” demektir.
Guapıya-Gopıya: “Önder gönüllü” anlamındadır.
Goramıya: “Kaleli” demektir.
Guası-Gosı: “Gönül kârı” demektir.
Gubliya-Gabliya: “Merhametli” anlamındaıdr. Muhammet Emin Tokcan bu ailedendir. Bir Portre: Muhammet Emin Tokcan 16 Ocak 1996'da Rusya'nın Çeçenistan'ı işgalini protesto etmek amacıyla sekiz arkadaşıyla birlikte Trabzon-Soçi seferini yapmaya hazırlanan Avrasya adlı feribotu 211 yolcu ve mürettebatıyla kaçırdı. 72 saat sonra teslim olan Tokcan, gönderildiği Dalaman Cezaevi'nden firar etti. Ancak sahte pasaportla Kosova'ya gitmek üzereyken güvenlik güçleri tarafından yakalandı. İstanbul DGM'ce 8 yıl 10 ay 20 gün hapis ve 1 milyon 166 bin lira para cezasına mahkûm edildi. Tokcan, 1997 Ekim'inde firar ederek Çeçenistan'a geçti. Geçen yıl İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan sahte kimlik ve pasaportla Soçi'ye gitmek isterken yakalandı. 4.5 yıl hapis ve 7 cezaevi DGM'nin 8 yıl hapis cezasına çarptırdığı Tokcan ve arkadaşları önce Bilecik Cezaevi'ne gönderildiler. Tokcan ve eylemci arkadaşları bir süre sonra Eskişehir Kapalı Cezaevi'ne, daha sonra Eskişehir Açık Cezaevi'ne nakledildiler. Daha sonra Tokcan'ın firarı üzerine ise dört Çeçen eylemci, yeniden Eskişehir Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Bir süre sonra Kocaeli ve Bolu Cezaevi'ne nakilleri gerçekleşti. İnfaz Yasası gereği cezaları 4.5 yıla inen Çeçen eylemciler, bu yılın başında istekleri doğrultusunda Bolu'nun Seben ilçesindeki Kapalı Cezaevi'ne nakledildiler. Af yasasından yararlandı Avrasya Feribotu'nu kaçırmak suçundan hükümlü Tokcan da 22 Aralık 2000'de Eskişehir Özel Tip Cevaevi'nden tahliye edildi. Tokcan, "İçeride bir sürü mahkûm kaldı. Aslında bu af filan değil. Çok büyük bir adaletsizlik var" demişti. 12 adamıyla Swissotel'i bastı Tokcan, 22 Nisan 2001 gecesi İstanbul Beşiktaş'taki Swissotel'i 12 adamıyla birlikte işgal etti. Otelde bulunan 120 kişiyi rehin alan Tokcan ve adamları, 12 saat sonra İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın otele gelmesi üzerine eylemlerine son verdi. Rehineleri serbest bırakan işgalciler, ellerindeki pompalı tüfek ve kaleşnikofları bırakarak polise teslim oldu.
Gucger: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Gucuwa: “Yürek kızartan kişi” anlamındadır.
Gudı: “Kalp bitişiği, göğüste tutulan” anlamındadır. Ata adıdır.
Guliya-Gulya: “ Kalb içinde” anlamındadır. Abahz edebiyatının kurucusu Dirmit Gulya bu ailedendir. Bir Portre: Dirmit Gulya Abhaz halkının tarihsel süreç içerisinde yetiştirdiği en önemli insanlardan biridir, Abhaz dili ve edebiyatının temelini atmış, onu yüceltmek için olağanüstü çaba harcamıştır. Dirmit Gulya, 21 Şubat 1874 tarihinde, Abhazya’nın Varça köyünde dünyaya geldi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Abhazlar Osmanlı’ya sürüldüğünde, Gulya ailesi de Trabzon’a geldi. Osmanlı topraklarında bir yıl geçirdikten sonra Abhazya’ya geri döndüler ve Azyübja Köyü’ne yerleştiler. Dirmit Gulya 1883’de Akua’daki Dağlılar Okulu’nda öğrenime başladı. 1889’da Goride’deki Kuzey Kafkas Öğretmenler Semineri’ne katıldı. Annesi ve babasını kaybettiği için seminere devam edemedi ve bundan sonra kendi kendini yetiştirmeye karar verdi. Dil öğreniyor, geziyor, gözlemlerde bulunuyor yani yaşayarak öğreniyordu. Halkı yakından tanıyor, onlarla kaynaşmasını biliyordu. Böylece Abhaz aydınlarının içinden halk önderi olarak sivrildi. Gulya’nın amacı; Abhaz kültürünü yeniden canlandırmak, bunun için her şeyden önce en büyük problemleri olan eğitim ve öğrenim problemini çözmekti. 1891’de Gürcü Tarihçi Macavaryan’ın yardımıyla ilk kez halka inen bir Abhaz alfabesi hazırladı ve ders kitapları yazdı. 1912’de Abhaz edebiyatının ilk basılı ürünü olan “Arpızbey-Abhüzbe Rüşku-Delikanlı ile Genç Kızın Kitabı” isimli şiir kitabını yayınladı. Aynı yıl Gürcistan’da şiirleri, Ajüaynraalakuaey Axizırtarakuaey adıyla toplu halde basıldı. 1919’da Apsnı-Abhazya adlı bir gazete çıkardı. İlk Abhaz tiyatrosunu yazan Gulya, İkinci Dünya Savaşı günlerini yansıtan piyesler, şiirler de yazmıştır: Sara Sıxuştaara-Benim Ocağım (1955) adlı şiiri, Çauratagalan kıta-Sonbaharda Köy poemi ve Anavurkua-Gölgeler adlı felsefi ve psikolojik piyesi bu çalışmalarına örnek verilebilir. Gulya, şiirlerinin ve bilimsel çalışmalarının yanı sıra yüzü aşkın öyküsü ve Kamaçıç adlı romanı ile Abhaz nesr’ine yön vermiştir. Abhaz kadınının yaşantısını anlatan ilk Abhaz romanı olması Kamaçıç’ın en önemli özelliğidir. Ayrıca eser, Abhazların geleneksel yaşantılarını, törelerini, törensel kutlamalarını, at ve silah kültürünü, düğün ve cenaze törenlerini, danslarını, şarkılarını yansıtması bakımından son derece ilginçtir. Gulya birçok savaş ve kahramanlık öyküsü de yazmıştır. Hara Hkavkaza-Bizim Kafkasyamız, Axatsa-Erkek ve Afırxata-Kahraman en güzel örneklerdir. 1950 yılından sonra özellikle şiire ağırlık veren Gulya’nın diğer bazı eserleri de şunlardır: Abrıskil, Ajutwaa Rıhatır Eykutşaşa-Atalarımızın Birbirlerine Saygılı Davranışları, Ajut-Geçmiş, Yuşütit Aşxakua-Dağlar Çiçeklendi(şiir), Atüm Jyüen Atzaka-Yabancı Gök Altında, Sıpsıadgil-Yurdum… Gulya 7 Nisan 1960 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra Tiflis’teki Bilimler Akademisi’nin Abhaz Dili Edebiyatı ve Tarih Enstitüsü’ne ve Abhazya’nın Tamş Köyü ortaokuluna Abhaz Ulusal Şairi D.Gulya adı verildi. Bütün eserlerini toplayan bir kitaplık inşa edildi ve Sohum’da gömülü olduğu yere büstü dikildi. Gulya öğretmendi, şairdi, yazardı, redaktördü, tiyatrocuydu, oyun yazarıydı; kısacası Gulya tarihin karanlık sularına gömülmemek için Azgın dalgalarla boğuşan Abhaz Ulusunun deniz feneriydi.
Gumaa: “ Yürekli” demektir.
Gumıl: “Yüreklenmiş” demektir.
Gunı: “Kalpteki” demektir.
Gunıya: “Gönüllü” demektir.
Guramga: “güvenmez” anlamındadır.
Gurcıwa: “Gürcülü” demektir. Gürcü iken Abhazlaşmış bir ailedir.
Gurguliya: “Halkalı” demektir. Abhaz şair Boris Gurguliya bu ailedendir.
Gurzan: “İnce iğneli” demektir.
Guşı: “Kızgın gönüllü, küskün demektir.
Guşmal: “Küskünlük sahibi” demektir.
Guwa: “Kalp dostu” anlamındadır.
Guzba-Gudzba: “İçten pazarlıklı” demektir.
Garşkiya: “Fakir giysili” demektir.
Gec-Ghedj: “ Çoğalan meşe” anlamındadır.
Ğentu: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Ğez: “Sert-parlak” anlamındadır. Ğıdza-Ğıdzba: Anlamsızdır. Ata adıdır. Aşuva ailesidir.
Ğuakiya: “Güçlü ufak” anlamındadır.
Ğuaman: Anlamsızdır. Ata adıdır.
Ğunciya: Anlamsızdır. Ata adıdır.
KAYNAKLAR: Kafkas Kaynaklarına Göre İlk Yaratılışlar, İlk İnsanlık, Kafkas Gerçekleri B Ömer Büyüka İstanbul 1986
Muhaceretteki Çerkes Aydınları İzzet Aydemir Ankara 1991
Kafkas Diasporası Edebiyatçılar ve Yazarlar Sözlüğü Sefer Berzeg Samsun 1995
Tarih : 27.02.2009 00:43:05
Kafkasonline Sohbet Odaları Tekrar Açılmasını İstermiydiniz ?
İyiki Doğdunuz
İstatistikler
Üyeler Son üyemiz : berzeg_cuneyt Bugün : 1 Dün : 0 Onay bekleyen : 0 Engelliler : 0 Kayıtlı üye : 5115 Aktif Üyeler Sitede aktif Üye : 0 Misafir : 5 Toplam : 5 Rekor : 191 kişi 20.05.2011 IP No : 38.107.179.220Site sayacı Bugün Tekil : 48 Bugün Çoğul : 48 Bugün Toplam : 96 ---------------- Dün Tekil : 56 Dün Çoğul : 56 Dün Toplam : 112 ---------------- Genel Tekil : 259039 Genel Çoğul : 277175 Genel Toplam : 536214