Türkiye - Kahramanmaraş - Göksun - Çardak Kasabası [çeçen kasabası]
Çardak Kasabası Kuruluş Tarih
Çardak Kahramanmaraş ilinin Göksun ilçesine bağlı bir kasabasıdır. Kasabamızın kuruluşu ile ilgili yazılı hiçbir belge veya kayıt bulamadım.
Çeçen yazar Abuzar Aydemirov’un ünlü Uzun Geceler adlı tarihi romanını defalarca okuduktan sonra, köyümüzün kuruluşunu daha bir merak eder oldum. Çünkü Aydemirov’un bu romanında anlatılan ana tema; Türkiye deki Çeçenlerin dedelerinin göçüdür. Yazar bu eserinde İmam Mansur’dan bu yana Kafkasya’nın ve Çeçenistan’ın genel durumunu, gelişen bölümlerinde ise yirmi üç bin kişinin Türkiye’ye göçünü, bir roman halinde ve doyumsuz bir Çeçence ile anlatmaktadır. Aydemirov romanı yazmadan evvel yıllarca süren araştırmalar yapmıştır. Hatta bu amaçla Türkiye ye gelmiş, göç eden Çeçenlerin toplu olarak ilk konakladıkları Muş şehrine giderek bilgiler topladığını rahmetli yazar T.C.Kutlu’dan dinlemiştim. Aydemirov’a göre Muş ovasında üç ay kadar kalan Çeçen göçmenler, yaz sonunda gerisin geri memleketlerine dönme kararı alarak sınıra doğru hareket etmişler ve Arpaçay da sınır bölgesinde Osmanlı askerleri tarafından güç kullanılarak geri çevrilmiş ve oradan Türkiye içlerine dağılmışlardır. Roman bu dağılışı anlatarak sona erer. Romanı uzun uğraşlar sonu Türkçe’ye tercüme ettim. Ancak romanı okuduktan sonra Türkiye içlerine dağılan Çeçenleri çok merak eder oldum. Özellikle de kendi köyüm Çardak’ın kuruluşunu ve dördüncü kuşaktan dedem Hacı Zağa’nın gelişini çok merak ettim. Türkiyeli bir Çeçen olarak da bu dağılmanın serüvenini açıklamanın benim için bir görev olduğunu düşündüm.
Kendimce Çeçenlerin göçü ile ilgili küçük bir araştırma yapmak istedim. Yazılı hiçbir belge de bulamadım. Çardak’ta bilgisine başvurmak istediğim büyüklerden de işe yarar bir bilgiye ulaşamadım. (Hoş şimdi büyük bizler olduk ya.) Bir anlatım, bir hikâye, bir şarkı, kuşaktan kuşağa aktarılan bir söylence bile yoktu.
Köyde kahvede otururken bu konuyu açtığımda, köyün kuruluşu ile ilgili Abdurrahman Güney’in bilgisi olduğunu söylediler. Hemen emekli öğretmen Sayın Abdurahman Güney’i bulup bildiklerini anlatmasını rica ettim. O da köyün kuruluşunun babaannesiyle ilişkili olduğunu, bunun büyüklerinden kendilerine böyle aktarıldığını açıklayarak şöyle anlattı:
— Babaannem Namâta bin dokuz yüz elli altı tarihinde öldü. Öldüğünde tam yüz yaşında idi. Bize büyüklerimiz tarafından anlatıldığına göre; köyün kurulduğu bu alana Adana tarafından sekiz on hanelik bir Çeçen gurubu, hayvanları ve sürüleriyle birlikte son güz zamanı gelmişler. Bir pınarın başında çadırlarını kurup konaklamışlar. (Şu anda bu pınar Abdurahman Güney lerin evlerinin avlusu içindedir.) Akşam kar yağmaya başlamış. İşte o akşam baba annem Namata doğmuş. Sabahleyin kalktıklarında her tarafın karla kaplandığını ve bir yere gidemeyeceklerini anlayarak orada konaklamışlar. Yapabildikleri geçici çadır veya barakalarında o kışı orada geçirmeye karar vermişler.
Buraya gelen bu ilk gurup sekiz on hane kadarmış. Bunlar bu günkü Erdoğan’lar, Güney’ler, Genel’ler ve birkaç ailedir. Gelen göçmen Çeçen gurubu daha kuzeylere belki de kendi vatanlarına dönmeye niyetliymişler. Ancak bir daha kimse geri dönememiş. Daha sonradan gelenlerin ise köyün daha üst yanlarında ki boş alanlara yerleşmeleriyle köy büyümüş. Babaannem elli altı da yüz yaşında öldüğüne göre, bizimkilerin buraya geliş ve ilk yerleşim tarihi bin sekiz yüz elli altı olmak durumundadır.
Sayın Abdurahman Güney’in anlatımı böyle. Çardağın kurulduğu yerin ormanlık bir alan olduğu söylenir. Yapılan ilk camisinin minaresi kalın bir ağaç gövdesine çakılan dönel basmaklardı. Bu ağacın, olduğu yerde kökleriyle bırakılarak etrafına basamaklar çakıp minare yapıldığı söylenirdi. Bu minareyi bizden küçükler bile iyi bilir. İlk yapılan bu cami, zaman tadilat ve tamirat yapılmış olmakla birlikte halen durmaktadır. İç kısımda cami duvarında tarih yazılı bir küçük levha vardı. Halen duruyor mu bilemem. Bu levhada 1876 tarihi vardı.
İlk yerleşilen evlerin hemen alt tarafında köyün ilk mezarlığı vardır. Köy kuzey ve batıya doğru genişlediği için bu mezarlık hala durmaktadır. Köye sonradan gelip yerleşenlerle köy nüfusu ve hane sayısı artınca, köyün üst yanında ikinci bir mezarlık yapılmış. Bu mezarlık daha sonradan köyün içinde kaldı. Altmışlı yıllarda da mezarlık oradan sökülerek yerine bu günkü belediye binası yapıldı.
Bu durumda köye ilk gelip yerleşenlerin geliş tarihi 1865 den evvel olmak gerekmektedir. Oysa biliyoruz ki; Kafkaslıların ilk büyük göçü 1864 de, Çeçenlerin ilk büyük grubu ise (beş bin aile olarak belirtilmiştir) 1865 yılında Türkiye ye gelmiştir. O zaman köye ilk gelenlerin bahsedilen göçten de evvel gelmiş olmaları gerekmektedir. Bu doğru olabilir mi? Aşağıda Osmanlı arşivinden alınma bir belge vardır ki buna göre gelmiş olmaları ihtimali vardır. Bunun cevabını ancak sağlam kaynaklara dayandırmak gereklidir. Buda ancak Osmanlı arşivlerine bakmakla mümkündür. Arşivden belge bulmak, aramak için uzmanlık gerekmektedir. Üç dört yıl evvel Sakarya Üniversitesi öğretim üyelerinden Sayın Doç. Dr. Fethi Güngör’ün bu zahmetli işi üstlendiğini, Kafkasya ile ilgili bütün belgeleri bu günkü Türkçeye çevireceklerini kendisinden dinlemiştim. Bu iş ne kadar gerçekleştirildi bilmiyorum, ama Kafkas Vakfının yayın sitesindeki bir sayfada şu belgeyi buldum: (Belge Sayın Güngör tarafından hazırlanmıştır.)
BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ
İrade-i Meclisi Valâ Belge No:20949 23 Şaban – 1278
İskânı Muhacirin Komisyonu görevlisinin sadarete sunduğu 1861 tarihli rapor:
(Rapor uzundur. Ben bizi ilgilendiren bölümünü alıyorum.)
“Tecürlü ve Delikanlu aşiretlerinin hasar ve ziyanlarının oralardan kat etmiş olmasıyla beraber bu asayişin devamını istihsal eylemek lâzımeden olduğundan mezkûr Uzunyayla ve havalisinin kapı ve kilidi makamında bulunan Elbistan kazasında Tecürlü yaylağı denen mahalle yerleştirmek içün üç yüz seksen hane, zikrolunan Elbistan’a gönderilmiş…”(Raporda gönderilenlerin, Kabardey, Altıkesek, Hatukay ve Çeçen kabileleri olarak belirtilmiştir.)
Burada bahsedilen Tecürlü ve Delikanlu aşiretlerinin yaylağı denilen yerler Çardak’ın önünde bulunan yaylaklardır. Tarihte, bu yaylaklar için bu iki aşiretin zaman zaman birbirleriyle kanlı kavgalara da giriştikleri sabittir.
Bu durmada 1861 tarihinde buraya gönderilen Çeçenler, Abdurahman Güney’in tarihinde birkaç yıllık bir sapma olmakla birlikte rapor da bahsedilenler olabilir. Veya onun bahsettiği gurubun üzerine gelmiş de olabilirler.
Çardak’ın kuruluşu ile ilgili başka anlatımlar da vardır. Ancak bana en doğru ve mantıklı olanı bu geldi. Arşivler açılıp yeni belgeler bulunursa daha sağlıklı bilgilere ulaşılabilir.
NOT: Bu konu ile ilgili daha değişik anlatımlar vardır. Bu anlatımları da elde ettikçe buraya ekleyerek yeniden yazacağım. Konu hakkında değişik bilgileri olanlar beni haberdar ederse memnun olurum.
Çardak Kasabası Coğrafi Konumu
Çardak Kasabası Kahramanmaraş İli, Göksün İlçesine bağlıdır. İlçe merkezine 26 km., il merkezine 120 km., doğusundaki Elbistan ilçesine 36 km., kuzey doğusundaki Afşin ilçesine 34 km. mesafededir. Kasabanın güneyinde Berit ve Parpı dağları, kuzeyinde Tülice tepesi bulunmaktadır.
Çevre il ve ilçelere asfalt karayolları bağlantısı vardır. Çevrede Göksun ve Afşin ilçelerine bağlı 20′ye yakın Kafkas kökenlilerin yaşadığı köyler bulunmaktadır. Bunların birisi Çeçen, üç tanesi Dağıstanlı, kalanları ise Adıge köyleridir. Bu köylerin en uzağı Çardak kasabasına 35 km. mesafede bulunuyor
Taşlı fakat çok verimli toprak yapısına sahiptir. Kasaba coğrafi olarak Akdeniz Bölgesinde olmasına rağmen, genelde yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı olmak üzere karasal iklim hüküm sürmektedir
Çardak Kasabası rakım olarak 1358 metredir. Sulama kaynak suları yanında, gölet sulaması yardımıyla sürdürülmektedir.
Çardak Kasabasında Sosyoekonomik Durum
Çeçen kökenliler, göç ettikleri yerlere gruplar halinde yerleşerek geldikleri topraklardakine benzer köyler oluşturdular. Bu köyleri oluşturanlar genellikle Çeçenistan’ da aynı köyde bir arada yaşayan boylar ve akrabalar oldu. Yeni yerleşim yerlerine genellikle Çeçenistan’ dakine benzer adlar verdiler. Çeçenistan’ dakine benzer konutlar yaptılar.
Çardak kasabasında yaşayan Çeçenler Kafkas orijinli insanlar gibi, geldikleri bu coğrafyada dil bilmeyen, buraların örf ve adetlerini bilmeyen,buralarda devlet ve devlet hiyerarşisini çok fazla bilmeyen insanlar olarak, Anadolu’da hayatlarına başlamışlardır. Çok kısa zamanda tüm bu problemleri çözmüşler ve eğitimli bir toplum olmaya dönük büyük adımlar atmışlardır. Kendi toplumsal yapılanmalarını sağlamışlar ve diğer yerleşim birimler ile bağlantılarını çok kısa bir zamanda kurmuşlardır. Hatta çok enterasan bir olay olmuş; Adana ilini ziyarete gelen bir Alman Genareline tercümanlık yapan Çardak’lı bir Çeçenden bahsedilir. Bu hadiseyi bireysel örnek olarak görmek mümkün ama bunu bireyselliğin ötesine taşıyan, mesela ülkemizde Kurtuluş Savaşı gerçekleştiğinde Çerkez Ethem’in Çardak kasabasına geldiği, kasabada eli silah tutabilen ve seçkin asker olabilecek insanları topladığı (Tahmini 85 kişi) ve bunları sadece dördünün geri döne bildiği ve gerisini şehit olduğunu, örnek olarak verebiliriz. İçerisinde bulunulan devlet toplumla olan,o birlikteliklerini hangi düzeyde olduğunu bu örnekle de açıklanmıştır.
Çeçenistan’ daki kapalı köy yaşamı, göçten sonra yerleşilen köylerde de sürdürüldü. Bu kapalı köy yaşamı sayesinde Çeçenler uzun süre asimilasyona direndiler. Ancak özellikle kapitalizmin Türkiye’ de gelişmesi köyden kente göç olgusu, kitle iletişim araçlarının gelişmesi kaçınılmaz olarak Çardak’ ta yaşayan Çeçenleri de etkiledi. Çardak kasabasından şehirlere doğru bir akış yaşandı.
Şehirlere gidenlerin büyük bölümü kamu çalışanı, işçi, esnaf, öğrenci, iş adamı olurken çardak kasabası özelliğini kaybetti ve kasabada orta yaş ve yaşlı kuşaktan insanlar kaldı.
Çardak Kasabasından göç edenler, kasabayla ilişkilerini tamamen koparmış değildir. Her fırsatta kasabaya dönerek burada yaşamaya özel önem verilmektedir. Kentle ilişki kasabada yaşayan insanları etkilemekte ve yaşam biçimlerini özellikle giyim ve kuşamlarını belirgin olarak değiştirmektedir. Çeçenler içinde yaşadığı toplumlara çok rahatlıkla uyum sağlayabilen, entegrasyona girebilen, uyumlu toplum modeli oluşturabilen meziyetlere sahiptirler. Türkiye’de yaşayan Çeçenler,Ürdün’ de yaşayan Çeçenler ve Suriye’ de yaşayan Çeçenler, yaşadıkları topluma çok rahat uyum sağlamıştır.
Çardak kasabasında Çeçen kültürü diyebileceğimiz bir yerleşik değerler örgüsü vardır. Aile içinde halen anadil (Çeçence) konuşulmaktadır. Geleneksel yapının, kapalı köy yaşamında halen devam etmesinden dolayı, büyük aile yapısı, çocukların (öğrenim görmek veya çalışmak için) ayrılmasına rağmen varlığını devam ettirmektedir. Aile içinde yaşlı otoritesi ve statüsü korunmakta ve aile reisi konumundaki baba yönetim erkini elinde tutmaktadır. Ancak, sosyoekonomik gelişmeler sonucu geniş aile hızla çekirdek aile şekline dönüşmektedir. Bu durum, daha önceki aile ilişkilerini yeni baştan düzenleme gereği doğurmaktadır. Çeçenlerde toplumsal olaylarda paylaşımı ve dağıtımı isteyerek yapan ve bunda da çok başarılı olan, toplumsal bir olgu vardır.
Çeçenlerde toplumsal olaylara karar verebilen, hakem olabilme yeteneğinde olan bir ” Yaşlılar Meclisi ” vardır. (Téyiçkortd: Bilir kişi anlamınada gelir.) Cenaze sahibinin acısını dindirmek, düğün sahibinin düğününü canlandırmak gibi yardımlarda toplumu birleştirici bir özelliğe sahiptirler. Çeçen toplumunun diğer sosyal ve kültürel olaylarının, toplumun değerlerine uygun bir şekilde sürdürülmesine ön ayak olurlar ve bu anlamda denge unsuru anlamına gelirler. Civar köy ve kasabalarla ilgili her hangi bir olayda ( cenaze, düğün, vb.) kasabalıya bir anlamda ışık tutar, yol gösterirler. Dünyada Çeçenlerin yaşadığı tüm yerleşim birimlerinde ve Çardak Kasabasında da yaşlılar meclisi bulunmaktadır. Halen yaşatılan ve Çeçen toplumunu kendi özellikleri açısından dirayetli ve güçlü kılan yapılarının, vazgeçilmez temel taşlarından birisi de, bu yaşlılar meclisi ve onların toplumsal olaylardaki önderlik fonksiyonlarıdır. Yaşlılar Meclisinde bulunanlar, adı üzerinde yaşlılardan oluşur. Kasabada saygın, sülale büyüklerinden, belli meziyetleri olan kendine özgü bir şekilde seçilirler.
Çardak Kasabasına Yerleşmiş Çeçen Teypleri
Çardak kasabasında mevcut olan Çeçen kabileleri (Teypler) ise şunlardır;
Şuotoy, Yalxoy, Dişnoy, Akkiy, Benoy, Kurşloy, Çertkhoy, Sesanxoy, Şuonoy, Biltoy, Ertnoy, Lamaroy, Sçontroy, Peşhoy, Baaloy, Ersthoy, Neşhoy, Gendirginoy ve Enganoylar’ dır.
Bu kabileler Cumhuriyetin kurulması ile farklı soy isimler alarak yeni yeni sülaleler oluşturmuşlardır. Çardak kasabasında aynı kabileden ( Teyp ) olup farklı soy isim taşıyan sülaleler vardır.
Kasabada en çok Yıldırlar, Erdoğanlar, Geneller, Özdiller, Işıklar vb. soy isimlerini taşıyan sülaleler bulunmaktadır.
» Fotoğraflar (Yapım Aşamasında)





size çeçenlerin bulunduğu bir ortamı kısaca tanıtmak istedim ........